1) Adını unutmaya devam ediyorum

Ne haber nasıl gidiyor
İş güç aşk güç e hayat
Ne kadar neşeliydik namlu önünde
Bir kaplan gibiydik pençeleri açık her daim
Çıkardık beton evlerden her daim her daim
Kaçardık kağıt kafeslerden..
Bomba altında siviller gibi
Ne olduğunu anlamadan
Aslanları bile avlıyorlar
Sen ki bir kuştun nadir narin
Kafeiniydin kahvenin
Geç saat dostuydun bu şehrin
Tadına hiç varamadım amatör aşkım
Amatör ruha hijyen gerek alet gerek tesis gerek ödenek gerek
Bu acil servislerde adını unutmaya devam ediyorum
Bir maçın son anında
Kasti tekmeler diyarında koşuyorum
Kırmızı kartlara doğru kaçıyorum
Şahsi ver kaçlarla
Festival zamanı İstanbul da bizimkisi resital olsa olsa
Bu puslu sabahlarda adını unutmaya devam ediyorum
Durmaz yan yana gözyaşı ve bavul asla

2) Suda balık olsak

En acil zamanlarda, hep sevdim gürültünü
bak kimler var kahvaltıda; ilk gençlikten bu adama.
Bir şeyler söyledin en sonunda;
kusura bakma yaram çok, kusura bakma yaram çok.

Yanlış bir hayatı doğru yaşamak
kaç yazar şimdi suda olsak!

Çok şeye inanmadım ama inanmıştım sana,
mecburdum inanmaya.
Kağıttan zincirlerle bağlamışlar beni
tam da girmişken havaya.

topladım dertleri üşenmedim, attım sırt çantama.
dönüyorum şimdi gider gibi sessiz, sakin ama heyecan yok şimdi.
her şey bir gün bitebilir: bendeki sabır, sendeki para.
bir şeyler söyledin en sonunda.
kusura bakma yaram çok, kusura bakma yaram çok.

bir tarihte biz de adam olduk, parlak ateştik, e biraz kor olduk.
Cevap oldukta, soru oldukta, sevap oldukta, para oldukta.
saatler yavaşmış ta, yıllar hızlı ya da tam tersi nasıl istersen öyle
ya da böyle başlar reklamlar tam da girmişken havaya.

yanlış bir hayatı doğru yaşamak
kaç yazar şimdi suda balık olsak.

3) Böyle şeyler işte

param olsaydı gelir miydin benimle?
bu şehirler, bu kasabalar sonuna kadar.
konuşabilirdik, sevişebilirdik,
böyle şeyler işte, böyle şeyler.

vakit çaldım, yalan attım.
doping de yaptım, şike de.
her yol mubahtı bilirsin aşk cinnetlerinde. *
çalışmıştık yıllarca okullarda, evlerde
acılar sislendi hep tekellerde.

korkulardan arında gel,
bu bir yaşam, sakin ol, geçer gider.
hesaplardan korunda gel, taksitlerden, maskelerden.
sen gel, yalnız sen gel,
gözaltında bütün senler, benler.

cesur olsaydım gelir miydin benimle?
bu savaşlar, çelik zırhlar sonuna kadar.
savaşabilirdik, sevişebilirdik.
böyle şeyler işte, böyle şeyler.

4) Sen hep belki dedin

ev dağılmasın diye, kovduğum tutkuları
aradığım kadıköy sokakları.
gençler geçti ellerinde;
“yalnızlığa geçit yok” pankartları.
ya da ben unutmadım sevdiğim kadınları.
hazirlayan ve sunan “bendim” bu şarkıları.
savuşturdum amansız taarruzları,
sen hep belki dedin, belki.

geçmiş yalnızların izinde
selamı kesmişiz tutkuyla.

uyandık pazar, dünya kapalı.
görmeyeli uzun zaman olmuş bazı dostları.

dokunulmak istedin, konuşulmak istedin.
zamanlar, sağlıklar, ilaçlar istedin.

marketlerde açtın kalbini
ilk fırsatta ara beni.

yediğimiz naneler, bu şehir, bu caddeler
daha neler neler.

meydanlarda açtın kalbini
ilk fırsatta ara beni.

belki tutkuyu bekletmemeli.
belki cephane çoktan bitti, umut bitmedi.

ilk fırsatta ara beni, belki, belki
sen hep belki dedin.

5) Buradan Uzaklara

iki bilet istemiştin ortalardan
sen almışsın uçurumun kenarından
ücretsiz izinlerdeyim taa başından
bir kere sevmek zor değil
can tenden geçmeden

söyleş bakalım 3 günlük ömrünle,
herkes memnun kendinden öyle ya da böyle
ne testler çözdük biz ne yanlışlar bulduk
ne özetler okuduk da ne çokdan seçildik

bu yalnızlar liginde hersene üstüste
şampiyon olmuşuz dakupalara doymuşuz da
üstelik tanışmışız da bir kadıköy akşamında
gidebilirmiyiz dersin buradan uzaklara
buradan uzaklara

iş sahibi olursun,bir sevgili bulursun
ana haber sana yeter
günün birinde
bir mucize beklersin sessiz evlerde
törpülenir cesaretler zamanın içinde

evini kolay buldum yolda sordum
vezirleri harcamışlar şahlarla mat oldum
ne testler çözdük biz ne yanlışlar bulduk
ne özetler okuduk da ne çokdan seçildik

6) İzin vermedi yalnızlık

izin vermedi yalnızlık.
bir canım var zaten, bilmem kaç sıkımlık.
vapurlar kalktı iskelelerden
ben seni düşündüm, zaten bunaltıyordu nem.

umutsuzluk yasak! ikinci bir emre kadar.
üç gündür sular yok, sakalım keyfe keder.
sıvılar atıldı bedenlerden,
ben seni düşündüm, zaten tutmuyor fren,
delirdik bazen, sırf bu yüzden dönemem.

başladık beraber geriye sayımlara
uyarılmıştık zaten, boş laflara karşı
karşıya durunca gördük ki sonunda
konuşmamak gerek aynı anda.

anlatmaya çalıştım, yarın çok uzak.
zor geçtim yollardan, etraf dolu tuzak.
ne hayaller kırıldı gözlerden ırak,
ben seni düşündüm, zaten çok vakit alır
dünyaya dönmem, sırf bu yüzden dönemem.

ahmet'i hiç görmedim, evlenmiş duydum.
hayır, öbür kızla hani öğretmen olan –oldu
ekildi sinirler, biçildi tütünler
hoş gelindi, hoş gidildi.

yerde renkli dergiler, satın alınmış düşler,
iki sayfa yer tutmuş sekste fanteziler.
videolar, si-di*ler, dev ekran ti-viler.
unutmak ceza oldu, dokunmak günah oldu zaten.

7) Kral öldü şehir düştü

resimler çizdin karakalem, laf ettiler çala kalem
kitaplar okundu, sen bendim, ben sen
engeller dahil koşuya.
gerisi bahane, sessizlik dahil sohbete
az şey değil bu, vurulmak cephelerde.

gideceğiz günün birinde
gözün kulağın oldum bu süre içinde
aynan oldum, sen bendim, ben sen
bakıyoruz şimdi hesaplara.
kurallar bahane, beklemek dahil acıya

kral öldü, şehir düştü eğlenin doya doya.
o ufak çocuğuz hala, kendi krallığında hükmeden.
sen büyüdüm sandın yalnızca, beyaz eşyalarınla yanyana.

sen varolmak isteyen o kızsın hala.
kariyerler, bariyerler arasında
sen varolmak isteyen o kızsın hala
seçimlerin, geçimlerin arasında.

kral öldü, şehir düştü eğlenin doya doya.
o ufak çocuğuz hala, kendi krallığında hükmeden.
sen büyüdüm sandın yalnızca, beyaz eşyalarınla yanyana.
o ufak çocuğuz hala, kendi krallığında hükmeden
sen büyüdüm sandın yalnızca
gündemler ortasında, insanlarla yanyana.
kral öldü, şehir düştü
düştü, düştü .. uyan.

8) Ağla ağla

biraz sessiz olsaydın duyardın, içindeki sesleri
yanlış cevaplardan seçerdin istediğini.
paslanmış pişmanlıkların, gözyaşların temizler sandın.
unutmadım ben de seni, böylece büyüye kattım.

ağla, bana hala borcun var
ağla, yok faizim sözüm var
belki de harflerinde rengi var.
bana hala borcun var.

yoktu hiçbir mucizen oysa, kendinden başka
kanat taktık, ayıp oldu biraz gerçek kartallara.
gör şimdi yıllar sonra şu görkemli halimizi.
kelimeler, kalibreler kolla kendini

ağla, bana hala borcun var
ağla, yok faizim sözüm var
belki de harflerinde rengi var.
bana hala borcun var.

9) Şimdi biz buyuz

çok yaşamışta yorulmuş gibi, yaşamadan yaşadık her yerde
tek oyun vardı şehirde, oynardık kendi kentimize.
derin tutkulara düşmemek: buydu hayattan anladığımız.
ama ne varsa düşenlerde var, varmış meğer.
yasal uyarlar, sağlığa zararlı sigaralar arasında,
bunca yıl oturupta her yerini bilmediğim sokaklarda aradım seni.
artmadım da azaldım sanki,
bir bomba daha sallamışlar uzaktaki dostlara
artmadık da eksildik bu ara.
kafelerde, liselerde, sokaklarda avunduk aşklarla, şarkılarla
yeminliydik onlar gibi olmamaya, dostlarla zamanla solmamaya
kimimiz küfür etti, kimimiz bakıp geçti, kimimiz mola aldı bu oyunda.
kaptan gitti, hava bozdu, herkes sandallara!

hem o, hem şu olamazsın, biraz huzur bulamazsın
ama seversin konuşmayı, çünkü konuşmak bedava
meydanlar boş olunca, isteseydin yapardın ama yapmadın.
şu farklı ama aynı yollarda, göz göze gelip susanlar.
oysa ne kadar benziyorduk birbirimize: aldandığımız şeylerle.
aslında birer fincan sohbet şehrin soğuğunda hepsi bu.
en iyi dostlarımız ölülerdi nedense,
insanlar ki çoğu anlamaz sözden.
üzme kendini, biz bize yaşar gideriz, yeter ki vazgeçme.
artık ne oyuz, artık ne şuyuz,
şimdi biz buyuz, bu.

10) Rüzgârlı deniz kıyısı

büyüdüğümüz yer rüzgarlı deniz kıyısı.
orada kaldı ilk aşkın tadı.
yalnız mıdır, evli mi?
aslında ne fark eder ki şimdi?

stüdyo fm yayında, müzisyenler varmış dünyada,
kupalar varmış.
top peşinde çocuklar varmış,
kolejler, sınavlar varmış, mış, mış, mış.

rüzgarlı deniz kıyısında,
özgürlüğün tadı damağımda.
rafineri, donanma gemileri,
önümüz marmara, o rüzgarlı kasaba.

vadedilmiş yalnızlık uyarıldık.
iki taştan bir kale olmaz artık;
olmasın, canın sağolsun,
dün neysen bugün de osun, olsun.

kitaplar, plaklar,
işten dönerdi yorgun insanlar.
keşfedilmiş beatle’lar
ye, ye, ye o ye.

rüzgarlı deniz kıyısında,
özgürlüğün tadı damağımda.
rafineri, donanma gemileri,
önümüz marmara, o rüzgarlı kasaba.

elde avuçta ne var şimdi?
help me

11) Kumandayı ver

sabah bizim marketten bir gazete aldım, bir ekmek
bırakmaya karar vermiştim sigarayı, yine aldım bir paket.
gün bugündür deyip düştüm yollara,
uykulu gözlerle baktım sarışın kıza,
elli kişi var mıydık ki vapurda?
dışarıda hava buz gibi, çaycıdan hayır yok gibi.

hala uykulu, hala sakinim, bak hala ölmedim.
sinirler midelere, alıştık boş sözlere, bak göründü kadıköyü.
kim söyledi sana: aşk sanattır
bilmiyor muydun sadece besindir: taze ve bayat
neylersin buymuş hayat.
yalnızlıklar, peşin ödenmiş faturalar.

evlerimiz ufaktı, kitaplar, egolar, karıncalar vardı.
gece yalnızlıklar, bazen alolar, yataklar karargahtı.
dost muyduk düşman mı zap meydanında,
bu kanaldan sıkıldık nerede bu kumanda?
bakarken ekranda hayatlara, rekorlar kırmıştık yüksek atlamada
mahkum olduk şimdi düşmüş çıtalara.

bitmişse bitmiştir, ısrar etmenin ne anlamı var.
bu kanaldan sıkıldık, n’olur uzatma kumandayı ver.

12) İyidir iyi

Ayak üstü caddelerde rastlaşmak birdenbire, iyidir, iyi
yutkunduğunu hissedersin güneşin altında, iyidir, iyi
soylu aşklar uğruna soyunursun somya yataklarda, iyidir, iyi
tüm istediğin biraz fizik, biraz gizem, sarmaş dolaş, yalan dolan
ama sen konuştun parandan, bahsettin kredi borcundan,
geliyor soğuk hava balkanlardan, gelmeyen kalmadı zaten,
onca yoksulluk varken, güldük kafayı takanlara
aşkları yok olan, açları çoğalan ademler diyarında.

böyle vur gitarın tellerine, millet sıkılmasın
sen bayağı hoş adammışsın, şaşırttın bak herkesi
üzülme, boşver desem de, kalp acısı gereklidir.
kadın-erkek; kedi-köpek; siyah-beyaz.
neyse sen bir çay yap, ayağını uzat, ti-vi’ye bak;
olası cinayetlerden, maç tahminlerinden oluşan yola koyul.
hayal kırıklığı kasabasında şerif üzgün, bar kapalı, silahlar sahte.
yerli falan kalmamış, kalanlar turistik etkinlik babından.
zafer rüzgarı sert, camlar kapalı, şapkalar uçmalı
atın bile yok çekip gidesin, kola içesin, sular zehir, deklanşörler tetik.

namlu önünde verilmiş pozlar gibi gergindir bütün yüzler.
bir kerede yazılmış şiirler gibi, gergin şairler.
uzak kaldık insanlardan marmara denizi gibi.
yaslı gittik, şen geldik, deplasman galibi olarak yazsın tarih bizi
iyidir iyi, buruk bir gol sevinci
hayat iyidir, iyi, iyidir, iyi.....