Yeni albüm yapmışsın?
Evet, Kum.


Zorun nedir?
Bilmiyorum, derdimiz var demek ki.

 

İşe yarıyor mu?
İşe yarıyor demeyeyim ama bir tera­pi gibi.

 

Zaten kendi hayatındaki yansımalar­dan yazıyorsun şarkıları..

Tabii ama sonuçta albümü alan insan­lar da aynı frekansta insanlar olduğu için aynı dertleri paylaşıyor. Yani as­lında yapanlarla dinleyenler aynı in­sanlar.

 

Evet, zaten dinleyicilerin de yazdıkla­rının onların hayatını da anlattığını söyler hep. Birbirinizin hayatlarını mı çalıyorsunuz?

{Biraz güldükten sonra) Yok hayır ama bu hayatlar değişmiyor ki zaten, hep aynı hayat hep aynı dertler. Bu sade­ce sözle İlgili bir şey de değil. Söz ile müzik birleşince bir frekans oluşturuyor. Biz de müziğe başlarken sonuçta İngilizce bilmeden de Beatles falan dinliyorduk, sözleri anladığımızdan de­ğil. Ama işte neden dinliyorsun, çün­kü o güzellik seni cezbediyor.

 

"İçinde İçindekiler Vardır" albümünü stüdyoda bir kerede kaydetmiştiniz. "Kum"da öyle bir şey söz konusu de­ğil sanırım?

Evet o albümde %100 canlı kaydettik, "Kum"da öyle değil. O albümün de as­lında biraz daha fazla demlenmiş ol­ması gerektiğini düşünüyorum artık.

 

Yeni rock grupları hakkında ne düşü­nüyorsun? Takip ettiklerin var mı?

Tabii, mesela Mor ve Ötesi'ni ilk al­bümden beri takip ediyorum.

 

Kesmeşeker'in yani senin müzikal ka­riyerinin Türk rock müziği adına en önemli özelliğinin samimiyet olduğu­nu düşünmüşümdür hep. Paketlenip sunulmuş gibi bir haliniz yok, gerçek­liğinizden şüphe duyulmuyor.

Evet, bu biraz bizim eski duruşumuz­la da alakalı. Artık rock grupları 100.000 gibi bir satış rakamına ulaşa­biliyor. Biz müziğe başladığımızda "Rock mı, o ne?" diyen bir plak şirketi hatırlıyorum ben. O yüzden satış kay­gım hiçbir zaman pek olmadı. Cover da hiç yapmadık biz. Henüz bir albü­mümüz bile yokken kendi şarkılarımı söylüyorduk biz.


 

Kesmeşeker'in müziği için Kadıköy sound'u diyorlar. Dünyadaki bütün rock grupları yaşadıkları yeri yansıtır çoğunlukla. Hep oradaki bir hareket­lilik ya da kültürden doğarlar. Son al­büm "Kum'da da Kadıköy  yine hisset­tiriyor  kendini?

Evet. Kadıköy karşı taraftan daha sa­kin geliyor bana. Bu bizim so-und'umuzda da var. Karşı taraf daha kozmopolit. Kadıköy'ün ruh hali mü­ziğimizde var, zaten artık farklı bir yer­de şarkı yazsam bile Kadıköy yine ge­çer şarkıda. "Kum" tam bir Kadıköy si­nerjisi albümü gibi, buradaki eş dost­la oluşturdum sonuçta albümü.

 

Albüm ismi olarak 'kum'u seçmenin özel bir nedeni var mı?

Bütün şarkılarda biraz geçiyor zaten 'kum'. 'Eyalet Çocukları'nda var, 'Deve'de var, 'Bir Avuç Kum' diye bir şar­kı da var zaten. 'Kum'un çağrıştırdığı bir sürü şey iyi geldi bana çünkü. De­ğişmez görüntünün altındaki büyük değişim, yani bir rüzgar eser her şey değişir ama sonuçta kumdur yani. 'Sessizlik'i çağrıştırıyor. Korkutucu bir sessizlik. Bir yandan da tersi; çölde olan sessizlik bizim yaşadığımız ses­sizlikten farklıdır, bazı tutkunları var­dır zaten 2-3 ayda bir çöle giderler o sessizlik için. Aynı şekilde kedi kumu da olabilir tabii.

 

Kedin var mı?

Olmaz mı. Afişimizde de yer aldı za­ten. Beraber de dolaşırız, görünürüz buralarda. Kadıköy'de zaten her ada­mın bir kedisi var gibi.

 

Bu daha çok Cihangir'e atfedilen bir özellik gibi ama..

Evet bu konuda artık bir şey yapma­mızın zamanı geldi. Kadıköy kedileri için girişimlerimiz sürecek. Benim ke­dim rock-star gibi takılıyor. Ben akus­tik gitar falan çalınca gelir dinler za­ten. Elektro gitarı alınca da kalkar. Roger Waters da çok sever, dinlemeye  gelir hemen. Ama gitar sololarında kal­kıp gider. O da sakin bir yapıya sahip ya­ni..

 

Güzel bir arkadaşmış..

Evet, bir insan kediden çok fazla şey öğ­reniyor.

 

Kadınlardan öğreniyor mu?

Tabii, ama farklı kadın öğretmeye çalışır. Kedi öğretmeye çalışmaz, sen öğrenirsin. O zaten her şeyi bilir. Rock müziğin mesaj verme kaygısı taşı­ması gerektiğine inanıyor musun? Hayır, rock müzikte her zaman bir şey var­dır zaten algılamak isteyen onu oradan alır. Yani direkt mesaj vermek irrite edici bir şey aslında. Bazı şarkılar vardır haber bülteni gibidir.

 

"Kum”daki şarkı sözlerinde de yine her zamanki gibi uzaklara gitme isteği, geç­miş ve aslında yaşamın boşluğu üzerine çok şey var.

Tabii, çünkü bir şey yazarken sadece mü­ziklerden etkilenmiyorum. Edebiyat, şiir de çok etkiliyor.  Şarkılarda bir çok gön­derme de var.

 

Evet, senin yazdığın sözler hep kapalı sa­yılabilecek bir şiirselliğe de sahip fakat aynı zamanda bu şiirselliğin için günde­lik hayattan çok şey katıyorsun. Sonu­cunda da ortaya naif, samimi ve çok gü­zel bir şey çıkıyor.

Evet, benim kulağıma da hep öyle şeyler geliyor. İnsanlar artık albümü alınca ilk önce kitapçıktaki sözlere bakıyorlar. Söz oldukça birinci planda. Sözdeki sadelik müzik olarak da ön planda. Sade olmak önemli benim için. Yani gitarı alıp sahne­ye çıkmak yeterli rock müzik için. Başka bir şey gibi gözükmeye gerek yok. Üstü­ne doğru kıyafeti aldın diye bir İngiliz ya da Amerikan rock grubu olamazsın.  Ol­mana da gerek yok.

 

Demin bahsettiğim temalar çerçevesin­de yalnızlık havasının albümlerine hakim olmasının da payı büyük. Hep kendi ya­şamından yola çıkıp yazıyorsun di mî?

Tabii sonuçta öyle olmak durumunda ka­lıyor. Zaten yazarken de yalnız olmak zo­rundasın gibi bir şey var. Birisiyle bera­berken veya mutluyken çok kolay yazıl­maz. Ama artık yaşadığım için mi onları yazıyorum yoksa yazdığım için mi onları yaşıyorum bilmiyorum. Yazdıklarımı hep yaşıyorum sonra da çünkü. Bu yüzden 2-3 senede bir albüm yapıyorum zaten (gülüyor..)

 

Bu arada "Kum" Demirhan Baylan'ın ilk kez prodüktörlük yaptığı bir albüm...

Evet o yüzden iyi iş çıkarmak için çok gay­ret etti. "Kum" prodüksiyon anlamında es­kilere göre daha iyi bir albüm oldu. Zaten son yaptığı albüm hep en iyi gelir ya İn­sana. Bir de artık bunca yılın kazanımları ile daha rahat her şey. "Kum" o yüzden her açıdan daha keyifli bir şekilde oluştu.

 

Kesmeşeker'in ismini nereden aldığına dair bir hikaye var doğru mu? Nedir o hikaye?

Aslında ben hatırlamıyorum artık. Hikaye grubu yeni kurduğumuzda şarkının or­tasında bateristin kesmesi üzerine dönüp "Kesme be şekerim" dememize dayanıyor.

 

Son soru olarak albümün kitapçığının sonuna yerleştirdiğin William Blake cüm­lesini sorayım: "Bir şeyin öyle olduğuna dair güçlü inanış onu öyle yapar mı?" (gülüyor..)

Bilmiyorum öyle yapar mı? Cevabı bilenler varsa artık mail atsınlar..


 

röportaj: alkan avcıoğlu