- “Kum” bana kalırsa bütün Kesmeşeker tarihini, ayrıntıları içinde toplamış kusursuz bir albüm olmuş. İlk olarak teşekkürler. Cenk Taner için bu yedinci yolculuk nasıl başladı ve şu an nasıl gidiyor?
- Geçen sene “Kum”un demolarını yapıp
akustik olarak çalmıştım. Parçaları bir sene kadar demlenmeye bıraktım, baktım
ne oluyor ne bitiyor; bazı şarkılar ekledim bazılarını çıkardım, bazılarını
tekrar düzenledik. Sonra Demirhan’la beraber düzenleyip Deney Evi’nde kaydettik.
Bana kalırsa “Kum” en profesyonel çalışmamız oldu. En azından benim en rahat
ettiğim çalışma. Yani ben sözleri ve müzikleri yazdım saha sonra da rahat ettim,
daha doğrusu beni rahat ettirdiler. Düzenlemeleri, kaydı çok iyi oldu. Çalan
ekip profesyonelce davrandı. Her şeyiyle beraber iyi sinerjisi olan bir albüm
oldu. Kapağına kadar hep bizim Kadıköylü arkadaşlar profesyonel kimlikleriyle
uğraştılar. Fotoğraflar Kaan Çaydamlı’ya, kapak grafikleri Erol Egemen’e ait.
Ben, Demirhan, Cengiz Baysal çaldı. Yaylı kuartet çaldı, Pelin Batu çaldı.
- Pelin
Batu’nun yer alışı nasıl oldu?
- Pelin
Demirhan’ın karşı komşusu, bir gün Demirhan’la balkonda otururken balkona çıktı.
Merhabalaştık, derken Demirhan Pelin’e “olur mu” dedi. “Ne Zaman Gitti Tren” de
çaldı sağ olsun. Hatta ilk klibi o parçaya yaptık. Sonuç olarak “Kum” her
şeyiyle memnun olduğum bir albüm oldu.
-
Grubun şu anki kadrosu herkes gibi beni de çok heyecanlandırıyor. (Bilmeyenler
için; Kesmeşeker’in şu anki sahne kadrosu; Mavi Sakal’dan Kaan Altan, Kargo’dan
MŞŞ ve Timur Kurşunoğlu’ndan oluşuyor) Bu “all-star ban” nasıl bir araya geldi
ve gelecek konserlerde de bu kadro mu sahne alacak?
- Albümü kaydettikten sonra MŞŞ’yi aradım. “Abi davulcu lazım mı” dedi. Timur
geldi. Sonra Kaan ile konuştuk. Ve hepimiz hemfikiriz ki apayrı bi sinerji
oluştu. Bu işi yıllardır yapan ve stresini çeken insanlar olarak şimdi işin
eğlenceli kısmındayız. Şu an Kesmeşeker olarak çalıyoruz, ama yarı öbür gün
MŞŞ’nin ya da Kaan’ın projesinde de çalabiliriz. Egolarını tatmin etmiş adamlar
olarak çalışmak çok farklı.
- On-Air ile ilişkiler nasıl gidiyor?
- On-Air
yeni bir şirket ve biz üçüncü prodüksiyonlarız. Onlar ellerinden geleni yaptı.
Asıl iş şimdi başlıyor; ama şu an memnun ve umarım böyle devam eder.
- Kesmeşeker sanki onlarca kişilik bir altyapıya sahip ve her albümde bunlardan 4-5 kişi sizin öncülüğünüzde görev alıyor. Takım kaptanı ve teknik direktör olarak kadronun bu kadar değişken olmasının avantaj ve dezavantajları neler?
- Hep belli olduğu üzere, Kesmeşeker “Cenk Taner” demek. Tek adam grubu gibi bir şey. Dünyada da örneği azdır sanırım. Bir Nine Inch Nails mesela. Grubun ismi aynı, çalanlar değişiyor, “Kum”da da albümde çalanlar değişik, sahne kadrosu farklı. Dezavantaja gelirsek, her yeni insana grubu anlatman gerekiyor; nedir ne değildir. Sonra her albümde değişik bir gitarcı olunca konsere çıkıyorsun adam ne çalsın, kendi tarzında mı çalsın, öbür albümdeki gitarcı gibi mi çalsın. Dinleyici albümdeki “sound”u bekliyor doğal olarak. Aslında herkes için baskılayıcı bir durum ama Kesmeşeker orada mı orda. Eskiden bunu dert ediyorduk belki ama şimdi bu açıdan çok rahatız. Hatta bu kadroyla da konuştuğumuzda bizim yan yana olmamız bile yeterli.